reklam
  • Malatya’nın Geleceğine 43 Yeni Spor Ve Gençlik Yatırımı
    Malatya’nın Geleceğine 43 Yeni Spor Ve Gençlik Yatırımı
  • Haltercilerden Çifte Başarı
    Haltercilerden Çifte Başarı
  • Sporun Zirvesi Malatya’da Gerçekleştirilecek
    Sporun Zirvesi Malatya’da Gerçekleştirilecek
  • Battalgazi’de 3 Ayda Yaklaşık 5 Bin Kişiye Yüzme Eğitimi
    Battalgazi’de 3 Ayda Yaklaşık 5 Bin Kişiye Yüzme Eğitimi
  • Yeşilyurt Belediyesi Yarı Olimpik Yüzme Havuzunda Yüzme Kursları Başlıyor
    Yeşilyurt Belediyesi Yarı Olimpik Yüzme Havuzunda Yüzme Kursları Başlıyor
  • Yeşilyurtspor Kırıkkale’yi 3 Golle Geçti
    Yeşilyurtspor Kırıkkale’yi 3 Golle Geçti
  • Beylikdüzü’nün Genç Voleybolcuları Zafer Kupası’nda Ter Döktü
    Beylikdüzü’nün Genç Voleybolcuları Zafer Kupası’nda Ter Döktü
  • Battalgazi’de Yaz Spor Okulları Kapanış Töreni Düzenlendi
    Battalgazi’de Yaz Spor Okulları Kapanış Töreni Düzenlendi
  • Uluslararası Altın Kayısı Satranç Turnuvası Ödül Töreniyle Sona Erdi
    Uluslararası Altın Kayısı Satranç Turnuvası Ödül Töreniyle Sona Erdi
  • Uluslararası Altın Kayısı Satranç Turnuvası Devam Ediyor
    Uluslararası Altın Kayısı Satranç Turnuvası Devam Ediyor
Malatya Haber,Malatya Güncel Haberleri
Havalanı Yolu Genişletiliyor
Havalanı Yolu Genişletiliyor

Havaalanı-Kağıt Fabrikası arasındaki 16 km’lik...

Adıyaman’ın ‘Kırmızı Altın’ Mesaisi Başladı
Adıyaman’ın ‘Kırmızı Altın’ Mesaisi Başladı

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bereketli topraklarına...

Reşat Erdoğan’dan 5 Bin Kişilik İftar Yemeği
Reşat Erdoğan’dan 5 Bin Kişilik İftar Yemeği

Reşat Erdoğan’dan 5 Bin Kişilik...

Siyasette Unutulmayacak Olan İşte O Kareler
Siyasette Unutulmayacak Olan İşte O Kareler

Siyasette Unutulmayacak Olan İşte O...

Kim Yapıyor Bu Binaları
Kim Yapıyor Bu Binaları

Kim Yapıyor Bu...

Hipnotize Edici Yansımalar
Hipnotize Edici Yansımalar

Hipnotize Edici...

Bu Evi Görenler Gözlerine İnanamıyor
Bu Evi Görenler Gözlerine İnanamıyor

Bu Evi Görenler Gözlerine...

El Emeği, Göz Nuru Çalışmaların Sergisi Açıldı
El Emeği, Göz Nuru Çalışmaların Sergisi Açıldı

El Emeği, Göz Nuru Çalışmaların...

KAPLANIN SIRTINDA
Gündoğdu YILDIRIM Gündoğdu YILDIRIM [email protected]

Kitap tahlili yapmak hiç aklımda yoktu şu yazın sıcağında ama Zülfü Livaneli’nin kaleme aldığı “Kaplanın Sırtında” kitabını okuduktan sonra bir zorunluluk atfetti.

Biliyorsunuz Zülfü Livaneli, Türkiye’nin enlerindendir.

Hatta en iyisidir, diyebiliriz.

Özellikle müzikteki başarısı, Türkiye sınırlarını aştı, diğer ülkelerde de tanınır oldu.

Edebiyatta başarısı yazdıkları kitaplardan, kırdığı satış rekorlarından belli değil mi?

Serenat, Mutluluk, Kardeşimin Hikayesi, Son Ada, Huzursuzluk, kendi hayatını anlattığı Sevdalım Hayat, Leylanın Evi…

Her biri büyük bir edebi eser…

Okumadığım birkaç kitabı ya vardır ya yok.

Onlardan birisidir “Kaplanın Sırtında” kitabı.

Arkadaşımın tavsiyesi ile “Kaplanın Sırtında” kitabını da okumaya karar verdim.

İşin doğrusu iki günde okudum bitirdim.

Dedim ya Zülfü Livaneli büyük bir yazar, büyük bir edebiyatçı…

Haksızlık da etmek istemem ama “Kaplanın Sırtında” benim için bir hayal kırıklığı oldu.

Kitapta anlatılanlar bambaşka mevzular, gerçekle bağdaştırmak çok zor…

Acaba ben mi böyle düşünüyorum diye, internetten kitapla ilgili yorumlara baktım, benimle aynı düşünen bir sürü yorumla karşılaştım.

Yazar sanki bir ulusal kahramandan bahsediyordu.

II. Abdülhamid büyük bir önder, büyük bir kurtarıcı, büyük bir vatan severdi.

İttihat ve Terakki o kadar kötülenmiş Osmanlıya musallat olmuş baş belasıydı.

Kanunu Esasiye, meşrutiyet, meclis, demokrasi mücadelesi…

Kim icat etmişti.

II. Abdülhamid’den sonra işlerinin kötü gitmesi, toprak kaybetme sürecinin devam etmesi İttihat ve Terakki yönetiminin suçu olarak görülmüştü.

II. Abdülhamid ile kardeşi V. Mehmed (Mehmed Reşad) karşılaştırılmış, II. Abdülhamid’in bilgisi, becerisi göklere çıkarılmış, tahta kalsaymış, ülke savaşlarda yenik düşmez, toprak kaybetmezmiş.

Kitaptan bu sonuç çıkıyordu.

II. Abdülhamid Avrupa’dan geri kalındığını itiraf etmiş, reform yapılması gerektiğini söylemiş.

Avrupa’dan geri kalındığını II. Abdülhamid değil herkesin bildiği, kabul ettiği bir gerçeklikti.

Ne kadar reformlar yapılırsa yapılsın çöküşün önüne geçilemezdi.

Bunun tek sorumlusu da ülkede var olan ulema sınıfı değildi.

Romanda; yeniliklerin, reformların yapılamamasının tek sorumlusu ulema olarak gösterilmiş, dolayısı ile Abdülhamid “sütten çıkmış ak kaşık” misali aklanmış.

Vatan severliği göklere çıkartılmış, Balkanlardaki yenilgilere, toprak kayıplarına atfen, “İyi ki bilmiyordu adam bunları, yoksa yüreğine inerdi.” “Böyle bir şeyi rüyasında bile görmezdi, duysa kalp krizi geçirirdi.” diyor.

Abdülhamid’in döneminde Kuzey Afrika’nın, Balkanların büyük bölümünün kaybedildiğini hiç de öyle kalp krizi falan geçirmediğini yazar unutmuş ya da hatırlamak istememiş.

Abdülhamid’in çok akıllı ve kurnaz bir devlet adamı olduğunu, ülke yönetmedeki üst düzey becerisini ise şu anlatıyla tescilliyor: “Madem iki ordu geliyor, ilk gelen orduya direniş göstererek öteki ordunun da

yetişmesini sağlamak sonra Yunan ve Bulgar ordusunun birbiriyle harp etmeye sürüklemek lazımdır.”

Doktor, Abdülhamid’in bu taktik ve stratejisi üzerine: “Demek imparator dediğin böyle bir şeymiş… Başka bir adam bu. O mız mız hasta gitmiş, heybetli bir adam gelmiş. Bu adam üç kıtaya hükmetmiş bir padişah…” kanısına varmış.

Selanik şehrinin işgal edileceğini öğrenmesi üzerine II. Abdülhamid, “Atalarımdan miras kalan bu şehri savunmak isterim. Bana bir tüfek verin” diyerek, vatan için canını verebilecek bir fedaiye dönüşmesi, yanındaki İttihat ve Terakkiciyi şaşkına çeviriyor.

Doktor ile her sohbetlerinde kazanan II. Abdülhamid oluyor.

II. Abdülhamid engin bilgisi, zekâsı ile İttihat ve Terakkici doktoru adeta büyülüyor.

Roman neresinden bakarsanız bakınız okuyucunun kafasında bir sürü soru işareti bırakıyor.

Sınıfsal olarak da bilimsel temelde de tarihi gerçeklerle de örtüşmüyor, sorunlu bir yaklaşım söz konusu…

Yaptıkları tüm kötülükler aklanmış, Mithat Paşa’nın sürgün edilmesi suç sayılmış.

II. Abdülhamid’in tek suçu Mithat Paşa hikayesi, başka bir suçu yok; suçsuz, günahsız, değeri bilinmemiş, hakkı yenmiş bir II. Abdülhamid var karşımızda.

Zülfü Livaneli meseleyi böyle görmüş.

Tahtan indirilmesini, talihsizlik, siyasal bir hamle olarak değerlendirmiş; bunda da toy İttihat ve Terakki’yi suçlu ilan etmiş.

Şu gerçeği kabul etmek gerekmektedir: Teokrasi, Monarşi istendik bir yönetim şekli olamaz.

Hiçbir şekilde de övülemez.

Bir padişah ne kadar iyi ve vicdanlı olabilir?

Sonuçta padişah hem ülkenin hem de ülkede yaşayanların tek sahibidir.

Padişahın kişisel özellikleri bu gerçeği değiştirmez.

Her bir kişi bulunduğu konuma göre davranış sergiler…

İşçi, patron gibi; patron işçi gibi davranış sergileyemez.

Bu işin doğasına aykırıdır.

Son söz: “Kaplanın Sırtında” romanı bir hayal kırıklığı olmuştur benim için.


Gündoğdu YILDIRIM » Yazarın Diğer Yazıları

YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ


Yukarı Geri Ana Sayfa