reklam
  • Büyükşehir Kurumlar Arası Futbol Turnuvası Tamamlandı
    Büyükşehir Kurumlar Arası Futbol Turnuvası Tamamlandı
  • Battalgazi belediyespor 3. Lig yolunda Play-Off’ta
    Battalgazi belediyespor 3. Lig yolunda Play-Off’ta
  • Manavgat Master Cup’ta Malatya Fırtınası
    Manavgat Master Cup’ta Malatya Fırtınası
  • Vali Galip Demirel Ortaokulu Basketbolda Şampiyonluk Kürsüsünde!
    Vali Galip Demirel Ortaokulu Basketbolda Şampiyonluk Kürsüsünde!
  • “Sporun Yıldızı Karatay”
    “Sporun Yıldızı Karatay”
  • Malatya’ya Uluslararası Gurur
    Malatya’ya Uluslararası Gurur
  • Battalgazi Belediyesi Sporcularından Türkiye Şampiyonası’nda 5 Madalya
    Battalgazi Belediyesi Sporcularından Türkiye Şampiyonası’nda 5 Madalya
  • ‘Minikler Yarıyıl Futbol Şenliği’ Turnuvası Başladı
    ‘Minikler Yarıyıl Futbol Şenliği’ Turnuvası Başladı
  • Malatya Yeşilyurtspor Güçlü Bir Yapılanmayla Yoluna Devam Edecek
    Malatya Yeşilyurtspor Güçlü Bir Yapılanmayla Yoluna Devam Edecek
  • U14 Erkekler Basketbolda Sportif Basketbol’dan Namağlup Şampiyonluk
    U14 Erkekler Basketbolda Sportif Basketbol’dan Namağlup Şampiyonluk
Şehrin Vicdanı ve Hafıza Muhafızı: Atilla Kantarcı ile Zamanın İzinde
Şehrin Vicdanı ve Hafıza Muhafızı: Atilla Kantarcı ile Zamanın İzinde

Dışarıda, modern dünyanın tek tipleştirdiği,...

Büyükşehir Kurumlar Arası Futbol Turnuvası Tamamlandı
Büyükşehir Kurumlar Arası Futbol Turnuvası Tamamlandı

"Malatya'nın Her Köşesine Bir Spor...

Battalgazi’de Yaşlı Vatandaşlara Okuma Yazma Desteği
Battalgazi’de Yaşlı Vatandaşlara Okuma Yazma Desteği

Battalgazi Belediyesi, Ahmet Kekeç Kütüphanesi’nde...

Kardeşlerini Unutma Derneği Afrika’da Kurban Seferberliği Başlattı
Kardeşlerini Unutma Derneği Afrika’da Kurban Seferberliği Başlattı

Kardeşlerini Unutma Derneği (KUDER), Kurban...

Beydağı’nın Zirvesinde Doğa Mucizesi: “Ağlayan Gelin” İlk Kez Görüntülendi!
Beydağı’nın Zirvesinde Doğa Mucizesi: “Ağlayan Gelin” İlk Kez Görüntülendi!

Malatya’nın heybetli simgesi Beydağı, bugünlerde...

Akçadağ’a Modern Belediye Hizmet Binası Geliyor
Akçadağ’a Modern Belediye Hizmet Binası Geliyor

Akçadağ'da yeni Belediye Hizmet Binası...

Müziğin Hocaları Avrupa Yollarında
Müziğin Hocaları Avrupa Yollarında

Türkiye'de yoğun ilgi gören Kemal...

Çocuklar Ve Şiddet Konusunda Dikkat Edilmesi Gerekenler
Çocuklar Ve Şiddet Konusunda Dikkat Edilmesi Gerekenler

Son günlerde yaşanan okul saldırıları;...

Havalanı Yolu Genişletiliyor
Havalanı Yolu Genişletiliyor

Havaalanı-Kağıt Fabrikası arasındaki 16 km’lik...

Adıyaman’ın ‘Kırmızı Altın’ Mesaisi Başladı
Adıyaman’ın ‘Kırmızı Altın’ Mesaisi Başladı

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bereketli topraklarına...

Bu Ülke
Bu Ülke

Bu...

Reşat Erdoğan’dan 5 Bin Kişilik İftar Yemeği
Reşat Erdoğan’dan 5 Bin Kişilik İftar Yemeği

Reşat Erdoğan’dan 5 Bin Kişilik...

İKİ VAKTİN NAMAZINI BİRLEŞTİREREK KILABİLİR MİYİZ
İKİ VAKTİN NAMAZINI BİRLEŞTİREREK KILABİLİR MİYİZ

İKİ VAKTİN NAMAZINI BİRLEŞTİREREK KILABİLİR...

Siyasette Unutulmayacak Olan İşte O Kareler
Siyasette Unutulmayacak Olan İşte O Kareler

Siyasette Unutulmayacak Olan İşte O...

Kim Yapıyor Bu Binaları
Kim Yapıyor Bu Binaları

Kim Yapıyor Bu...

Hipnotize Edici Yansımalar
Hipnotize Edici Yansımalar

Hipnotize Edici...

Bu Evi Görenler Gözlerine İnanamıyor
Bu Evi Görenler Gözlerine İnanamıyor

Bu Evi Görenler Gözlerine...

Facebook Like Box Kodunu Giriniz
Şehrin Vicdanı ve Hafıza Muhafızı: Atilla Kantarcı ile Zamanın İzinde
Şehrin Vicdanı ve Hafıza Muhafızı: Atilla Kantarcı ile Zamanın İzinde
Dışarıda, modern dünyanın tek tipleştirdiği, ruhsuz birer geometrik şekilden ibaret olan soğuk beton yığınları gökyüzüne doğru kibirle yükseliyor....
28 Nisan 2026 14:23
Font1 Font2 Font3 Font4

 

Şehir, üzerine giydirilen bu gri örtünün içinde nefessiz kalırken; içeride, Malatya’nın ruhunu satır satır kâğıda dökmüş, şehrin kadim hafızasını paha biçilemez bir çeyiz sandığı gibi saklayan bir kalem bizi karşılıyor.

 

Malatya kamuoyunun “Kültür Elçisi” olarak bağrına bastığı Atilla Kantarcı ile bir araya geldiğimizde, sadece bir yazarla değil; yıkılan her kerpiç duvarın sızısını iliklerinde hisseden, her sökülen parke taşının yasını tutan gerçek bir “şehir dertlisi” ile konuştuğumuzu anlıyoruz. Onun hayatı, sadece kitaplarla değil, bir şehrin kayıp zamanlarıyla örülü sessiz bir müze gibi.

 

Kaybolan Kimliğin Peşinde Bir Ömür

Konuşmaya başladığımızda, Kantarcı’nın bakışlarındaki o hüzünlü ama kararlı parıltı odanın havasını bir anda değiştiriyor. Kendisini şehre aşık bir insan olarak tanımlasa da, aslında o Malatya’nın bozulan genetiğini, mutasyona uğrayan kültürel kodlarını onarmaya çalışan bir cerrah gibi titizlikle, iğneyle kuyu kazarak çalışıyor.

Ankara’nın sunduğu o konforlu imkânları elinin tersiyle itip Malatya’nın tozlu yollarına, dertli coğrafyasına dönme sebebini tek bir kelimeyle özetliyor: Sevgi. Ancak döndüğünde kucakladığı şehir, anılarında yaşattığı o zarif ve kadim Malatya değildir. Değişim, önce damaklardan ve sofralardan sızmıştır kente.

 

“Çok basit, belki gündelik bir örnek gibi gelecek ama düğün yemeklerimiz bile başkalaşmıştı,” diyor Kantarcı, sesi bir iç çekiş gibi titreyerek. “Bizim düğünlerimizde kavurmalar olmazdı; patlıcanın her türlüsü, özenle pişmiş kuru fasulyeler başköşede olurdu. Kültür asimile olunca, tabağımızdaki kaşık bile yabancılaşıyor insana. Önce tadımız bozuldu, sonra dokumuz.”

 

Taşın ve Ruhun Sessiz Direnişi

Kantarcı’nın anlatımında Malatya’nın fiziksel yıkımı, 6 Şubat’ın o karanlık gecesiyle başlamış bir süreç değil. Ona göre asıl enkaz, yıllar önce tarih bilmez, estetik görmez idarecilerin eliyle hazırlanan temeller üzerine kurulmuş. Gözlerini uzak bir noktaya, sanki o anları yeniden yaşıyormuş gibi dikip, bugünkü neslin sadece siyah beyaz fotoğraflarda görebileceği bir masalı anlatıyor: Eski Bedesten.

“Gözünüzde canlandırın; Kapalı Çarşı’nın minyatür bir mücevheri gibiydi… 28 dükkânın sıralandığı, taşın o kendine has sıcaklığının ruhunuza işlediği bir yapı. Bâbüssaâde Ağası İsmail Ağa’nın 1628’den bize emanet bıraktığı o cami ve çevresindeki onlarca eser… Bunlar yıkıldığında aslında binalar devrilmedi, şehrin ruhu çalındı. Tarih bilmeyen, kültürün ağırlığını taşıyamayan yetkililer tarafından o kıymetli hafıza katledildi.”

 

Bu noktada, Kız Meslek Lisesi binası için verdiği o destansı mücadeleyi hatırlatıyor. Binanın üzerindeki sıvaların sökülüp, altındaki o muhteşem ateş tuğlasının gün yüzüne çıkarılması için aylarca dil dökmüş. Ancak sevincinin kursağında kalışını anlatırken omuzları çöküyor:

“O kaba sıvayı kazıdık, altından o taşın, o ustalığın eşsiz güzelliği fışkırdı. Tam nefes alacakken deprem geldi ve o güzelliği tuzla buz etti. Maalesef biz neyi koruyacağımızı, neyi nasıl yöneteceğimizi bilemedik.”

 

Bir Şehrin Gen Haritası: İsimler

Bir sokağın isminin değiştirilmesinin, bir insanın adının değiştirilmesinden farksız olduğunu, hatta o şehrin belleğine atılan derin bir çizik olduğunu savunuyor Kantarcı. Örneği ise çarpıcı: Tarihin Arka Odası programında tarihçilerin eski bir mezarı ararken, sokak isimleri değiştiği için nasıl çıkmaza girdiklerini hatırlatıyor.

 

“Abbas Efendi Sokağı” vardı mesela, siz buranın adını değiştirip Yeşilçam Sokağı yapamazsınız,” diyor sert bir dille. “Abbas Efendi’nin bu kentin hamurundaki yerini bilmeden, onun kimliğine dokunamazsınız. İsimler, kentin gen haritasıdır.”

Malatya’nın 1101 yılında Türk egemenliğine geçtiği tarihi bölge olan Cafana’nın adının Görgü olarak değiştirilmesine karşı verdiği savaşta, onun sadece bir yazar değil, bir tarih muhafızı olduğunun en somut kanıtı.

 

Kültürel Enkazdan Çıkış: Arslantepe’den Turizm Sancısına

Söz dönüp dolaşıp 6 Şubat’ın bıraktığı o devasa moloz yığınlarına geliyor. Ancak Kantarcı’nın derdi betondan ziyade manayla. O, beton binalardan önce zihinlerdeki kültürel enkazın kaldırılması gerektiğine inanıyor. Arslantepe gibi bir dünya mirasına, UNESCO tescilli bir hazineye sahip olmamıza rağmen, turizmde neden hala yerimizde saydığımızı vizyon eksikliğine bağlıyor:

 

“Komşumuz Urfa’ya 1 milyon turist akın ederken, biz neden 15 bin kişiyi ağırlıyoruz? Arslantepe’yi bir dünya markası gibi insanların zihnine nakış gibi işlemeliydik. Gastronomi diyoruz ama insanlar Antep’e gidip karnını doyurup dönüyor. Yabancı sermaye ve gerçek turizm damarlarımıza girmeden, Malatya’nın kendi içinde dönen parası bu kenti ayağa kaldırmaya yetmez.”

 

Çeyiz Sandığında Saklanan Kitaplar

Bugün ellerinde telefonlarla, dijital dünyanın labirentlerinde kaybolmuş, Kantarcı’nın deyimiyle beyni uyuşmuş nesil için derin bir kaygı duyuyor. Ama bu kaygı onu durdurmuyor, aksine kamçılıyor. Son kitabında; mahalle mahalle, sokak sokak, hatta 1945 yılının kuyumcular çarşısındaki tezgâhlara kadar her ayrıntıyı bir nakkaş gibi arşivlemiş.

Sebebi ise hem hüzünlü hem de çok umutlu:

“Bu kitapları çocuklarınızın çeyiz sandığına koyun.” Çünkü ona göre bu eserler sadece mürekkep ve kağıttan ibaret değil; yarın torunlarımız modernitenin içinde kaybolduğunda, “Biz kimiz, nereden geldik, bizi biz yapan o dar sokakların kokusu nasıldı?” diye sorduklarında, ellerindeki tek pusula bu satırlar olacak.

 

Röportajımızı bitirip sokağa çıktığımızda, Atilla Kantarcı’nın o vakur duruşu, yıkılan bir şehrin toz dumanı içinden yükselen sarsılmaz bir kale gibi zihnimizde asılı kalıyor. Binalar elbet bir gün yeniden yükselecek, yollar asfaltlanacak. Ancak Malatya’nın o dar, samimi, komşusunun tencere kokusunu bilen ve ruhu olan sokaklarını, ancak onun gibi şehrin dertlisi olanlar ve o derdi devralanlar yaşatacak.

 


Bu haberler ilginizi çekebilir!
Yukarı Geri Ana Sayfa