Kitap kulübümüzde sırasıyla Tolstoy, Dostoyevski ve Victor Hugo’yu okuduk. Okudukça yazılanlara hayranlığım artıyor.
Günümüzden yüz, hatta iki yüzyıl önce yazılan bu eserler nasıl oluyor da hala günümüzde ilgiyle okunabiliyor diye düşündüm.
En son okuduğum kitap Victor Hugo’nun “Bir İdam Mahkumunun Son Günü” adlı eseriydi. Beni kendine esir etti. Kitap Victor Hugo tarafından romantizm akımının etkisiyle kaleme alınmıştır.
Kitapta yazar aynı zamanda idamı bekleyen bir mahkumdur. Hapishane ortamını, diğer mahkumları, gardiyanları, rahibi okuyucuya ustalıkla anlatır. İdam saati yaklaştıkça giyotinin soğukluğunu hisseder, toplanan kalabalığa öfke duyarız.
Yazar eserini 1829 yılında yayımlar. Fransa’da elektriğin yaygın kullanılmaya başlaması 1880’li yıllara dayanır.
Yaratıcılığın gelişen teknoloji ile doğrudan ilgisi olmadığını düşünüyorum. Artık bilgisayar aracılığı ile daha hızlı eserler yazılabilir. Dijital ortamda saklanıp, kısa sürede kitaba dönüştürülebilir.
Yapay zekâya bir konu verdiğin zaman yazı da yazar, kitap da yazar. Ama insanın yazdığı gibi olamıyor.
İnsanın düşüncesi, kurgu yeteneği, uslübu doğaldır. Yapay zekânınki adı üstünde yapaydır.
Yüzyıllar geçse bile dünyaca ünlü eserler okunmaya belki daha da kıymetlenmeye devam edecektir.
Kitapları okurken okuyucuya çok iş düşer, tasvirleri kafasında canlandırır. Kitaptaki olaylar kendi başından geçiyormuş gibidir.
Okuyucu adeta kitabın yazıldığı döneme gider, olayın geçtiği yeri görür, kahramanlardan biri olur, onlarla özdeşleşir duygudan duyguya girer.
İnsan yaşamını kolaylaştıran ne varsa onlar duygu anlamında insanı yavanlaştırır. Etrafımız teknolojik aletlerle dolu olunca duyguya daha az alan kalabilir.
Sadece telefondan kısa süreli uzaklaşmak bile yaratıcılığımızı harekete geçirir.
Bazen telefonu kapatın kendiniz bile neler yaptığınıza şaşıracaksınız.
Aile bireylerinizle sohbet etmeye başlar, birlikte kitap okur, resim çizer, yemek yapar, oyunlar oynarsınız.
Teknolojik ilerlemeye ayak uydurmak kaçınılmazdır ve elbette gereklidir.
Kitap okumanın yerini hiçbir teknolojik alet dolduramaz. Şimdilik hiçbir teknoloji yazılan kitaplardan daha iyisini yazamıyor.
Ozanların söylediği türküden daha iyisini hiçbir yapay zeka söyleyemiyor.
Bu söylediklerim sanat için geçerlidir. Sağlık, sanayi gibi sektörler için geçerli değildir.
Dünya klasikleri nasıl yazıldıysa hala dünyanın her yerinde her yaş grubunda okunmaya devam ediyor.
Yirmili yaşlarda bir genç geçenlerde Stendhal’in, Kırmızı ve Siyah’ını, Flaubert’in Madam Bowary’sini, Turgenyev’in Babalar ve Oğulları’nı sipariş etti.
Neydi bu gence bu kitapları sipariş ettiren? Evrensel değerler barındırmasıdır. İnsanlar var olduğu sürece olacak olan duygulardır.
Klasikler yaşlanmayacak ve insanlık var olduğu sürece okunacaktır.
MUAZZEZ TOĞRUL